Arşivi | 05 Aralık 2012

Ahmet Maranki Göbek Eritme

Hareketsiz bir yaşam, beslenme biçimi, yapısal özellikler, ilerleyen yaşa bağlı düşen metabolizma hızı… Evet, tüm bu nedenlerle hatırı sayılır bir göbeğe sahip olmuş olabilirsiniz. Kadınlarda daha nadir görünmesine rağmen birçok erkek bu sorunu yaşar. Kadın olsun erkek olsun, gerek sağlık açısından gerekse estetik açıdan göbek oldukça rahatsız edicidir. Durum böyle olunca da göbeğinizi eritmek için ilk aklınıza gelen çözüm karın kaslarını hedefleyen egzersiz yöntemleri oluyor tabii ki. Düşünüyorsunuz ki, karın kaslarını çalıştırırsam yağlar kasa dönüşebilir.

Göbek yağlanmasından kurtulmak göbek eritmek için sıkı göbek eritme diyeti yanı sıra beslenmenize ve her gün uygulamanız gereken göbek eritme egzersizleri yapmalı ve göbek inceltici ürünler denemelesiniz.

Ahmet Maranki Göbek Eritme

Ahmet Maranki tarafından tavsiye edilen göbek eritme kürü ile 5 haftada göbek zayıflama sürecine gireceksiniz. Göbek eriten kürün temel besini elma olacak. Her gün öğle ve akşam yemeğinden 30 dakika önce 1 er adet kabuğu soyulmuş elma veya elma hoşafını tüketiyoruz. Elma nın posasının doygunluk verici ve tok tutucu etkisi nedeniyle zayıflatan bir etkisi olan meyve kompostosu olduğunu biliyorduk.

Elma içerisinde yer alan doğal meyve şekeri, kandaki glisemik indeksi yükseltmekte ancak kan şekeri düzeyini düşük tutmaktadır. Bundan dolayı elma, doygunluk hissi vererek tok tutan bir etki yapmaktadır. Yemeklerden yarım saat kadar önce elma kürü yapılmasının nedeni ise elmada bulunan fruktoz şekerinin kana karışma süresinin en az 20 dakika gerektirmesidir.

Elma kürü, yemeklerde daha az yemenizi sağlayarak 5 haftada 5 kilo zayıflama ve göbek bölgesinde bölgesel incelme sağlayacaktır. Elma kürünün ardından yemeklerinizde salata ya da çorba tüketimi ve de günlük 45 dakika yürüyüş, 5 hafta sonunda 10 kilo kadar zayıflama sağlayacaktır. Ahmet Maranki‘nin resmi sitesinde haber olarak verilen Elma kürü, özellikle elma sezonunun 4 mevsim açık olduğu ülkemizde kolaylıkla uygulanacak bir diyet kürüdür.

 

Göbek Eritmek İçin Nasıl Beslenmeli ?göbek

Haftanın bazı tek günlerinde aşagıdaki gıdaları yiyerek göbek eritme süresince iyi bir sonuç alabilirsiniz. Sabah erkenden kalkın, metabolizmanız hızlansın. Kalkınca: 1 bardak ılık ballı limonlu su (içine yarım tatlı kaşığı bal, 10 damla limon konacak). 40 dakika yürüyüş yapın. Duş sonrası kahvaltıda:

Kahvaltıda 1 adet kabuklu yeşil elma, 1 adet sert şeftali
Ara: 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.
Öğle: 1 porsiyon ızgara tavuk (derisiz), bol rokalı yeşil salata (taze soğanlı).
Ara(saat 15.30): 3-4 yulaflı bisküvi.
Ara(saat 17.00): 1 adet yeşil elma.
Akşam: 4-5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), 1 dilim tam ekmek, mevsim salatası.
Gece: 1 bardak şekersiz tarçınlı ılık light süt. 3-4 fincan rezene çayı, yeşil çay, az yulaf ve yogurt

Yasaklar: başta kolalı, şekerli içecekler
- Kızartma
- Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk – balık derisi, tam yağlı süt)
- Alkol (özellikle bira)
- Beyaz un ve  şeker
- Doğum kontrol hapları
- Çikolata
- Yağlı çerezler ve cips

 

17 total views, 1 views today

Kategori Ahmet MarankiYorumlar (0)

Ahmet Maranki Sivilce Kürü

Yağ bezlerinin fazla çalışmasının sebep olduğu küçük çıbanlara sivilce denir. Çok sık karşılaştığımız cilt hastalıklarından birisi olan sivilce, genelde ergenlik çağında başlar ve tedavi edilmediği takdirde kalıcı izler bırakabilir.

Derinin yağ oranı bakımından yüksek olan yerlerinde çıkar ve deride kırmızı sivilce, kist, siyah nokta şeklinde kendini gösterir.Çoğunlukla ergenlik çağında, 12-18 yaş arasında ortaya çıksa da, hem kadında hem erkekte, her yaşta görülebilen bir hastalıktır. Toplumda görülme sıklığı yüzde 80′in üzerindedir. Sivilce kesinlikle sıkılmamalıdır. Aksi taktirde ciltte iz kalabilir.

Ahmet Maranki Sivilce Kürü

Maranki Sivilce Kürü 1 :
1 Bardak suya, 10 gram taze veya kuru ceviz yaprağı konulur. 10 dakika kaynatılıp, suyla sivilcelerin üzerine kompres yapılır.

Maranki Sivilce Kürü 2 :
Taze sinir otu yaprakları ezilir, lapa halinde sivilcelerin üzerine konulur.

Maranki Sivilce Kürü 3 :
Sabun otu kökü kaynatılır, suyu ile cilt yıkanır.

Maranki Sivilce Kürü 4 :
Marul sıkılır, suyuyla sivilceler üzerine kompres yapılır.

Maranki Sivilce Kürü 5 :
3 bardak suya, 20 gram marul doğranıp konur. 2 saat kaynatılıp, elde edilen suyla kompres yapılır.

Maranki Sivilce Kürü 6 :
Civanperçemi otu 5 dakika kaynatılır, 15 dakika bekletilip, günde birkaç defa sivilceler üzerine kompres yapılır.

 

SİVİLCE İÇİN YAPILMASI GEREKENLER     maranki

Öncelikle cilt temizliğine önem verilmelidir. Cilt, sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa, cildi fazla tahriş etmeden düzenli olarak yıkanmalıdır. Böylece gözenekleri tıkayan kirden kurtulmak amaçlanır. Temizleyicilerin, cildin doğal ph’ına yakın olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca haftada 2-3 kez yapılan kil maskesi, cildin yağlardan kurtulmasını sağlar. Buhar banyosu haftada bir kez uygulanarak, gözeneklerin genişlemesi sağlanır. Böylece siyah noktarlardan kurtulmak kolaylaşır. Bunu uygulamak için kafanıza bir havlu örtüp, yüzünüzü kaynar suyun buharına 10 dakika tutarak yapabilirsiniz.

Toplumda yaygın olanın aksine, beslenmenin sivilce oluşumunda doğrudan bir etkisi olduğu kanıtlanamamıştır. Fakat meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek faydalıdır. Çünkü bunların cilt dostu olduğu bilinmektedir. Ayrıca düzenli uyku, hormonların aktivitesini düzelttiğinden her gece en az 7 saat uyumak çok önemlidir. Ciltte oluşan sivilcelerin (siyah noktalar hariç) sıkılması hem yaraya neden olup, iz bırakır, hem de sivilcelerin iltihaplanarak yayılmasına yol açar. Bazı bitki çayları cilt için çok faydalıdır. Ihlamur ve rezene çayları bunların başında gelir. Bir çok mikrobu temizlemeye yardımcıdır.

 

 

 

16 total views, no views today

Kategori Ahmet MarankiYorumlar (0)

Maranki Detoks

Detoks, vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır.

Detoks, sadece sıvı beslenerek, vücudun en çok enerji harcadığı işlem olan sindirimi mümkün olduğunca durdurarak, vücudun bu enerjiyi kendisini toksinlerden temizlemeye, hücrelerini tamir etmeye ve kendisini gençleştirmeye harcaması olarak tanımlanıyor. Bu şekilde hem bağışıklık sistemi güçleniyor hem de fazla kilolar ve su vücuttan atılıyor.

Maranki  Detoks

AHMET MARANKİNİN GENÇLİK VE DETOKS KÜRÜ TARİFİ

Ahmet Marankinin, 10 yaş gençleşme formülü sebzelerle yapılan bir detoks kürüdür. bu kür yılın belli zamanlarında yapılabiliyor ancak. Ekim,Kasım ve Aralık aylarında 1′er haftalık kürler halinde uygulanabilen detoks programının uygulama biçimi şöyle:
Detoks programı boyunca uzak durulması gerekenbazı besinler :
Ekmek , hayvansal gıdalar, et ,süt, yumurta, peynir ,konsantre gıdalar,şeker yenmeyecek, siyah çay içilmeyecek, .
DETOKS PROGRAMININ UYGULANIŞI :
Sabah: Lahana, havuç, maydonoz, ıspanak , kırmızı pancar gibi sebzelerin suları sıkılarak her sabah aç karnına, kahvaltı yerine, 2 bardak vucut sıcaklığında içine 1tatlı kaşığı zeytinyağı koyularak yudum yudum için.
Öğlen :mevsiminde olan sebzeler 5 dakika kadar hafif haşlanarak yenilecek suları da içilecek.
Akşam: salata  ve sebze çorbası tüketilecek başka bir şey yenilmeyecek.
Detoks programının 7. günü akşamı, akşam yemeği yerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı zeytin yağını yudum yudum, burundan nefes almaya özen göstererek içeceksiniz. Burundan nefes almanın amacı,   yağın vücutta gezinmesi ve bedeni temizlesi. Sabah kalkınca da lavman yapılacak.

Ahmet Maranki Kiraz Diyeti Kiraz Detoksu

Ahmet Maranki diyete başlamadan bir kaç gün önceden et, tavuk, süt ürünlerini kesmenizi tavsiye ediyor. Çünkü bu ağır gıdaların kesilmesi kalın bağırsağın rahatlamasına yardımcı oluyor. Ahmet Maranki temmuz detoksu olarak da adlandırılan bu diyet;

1. Kür: 6-7-8 Temmuz

2. Kür: 21-21-22 Temmuz aralarında uygulanmalıdır. 6 Temmuz’da küre başlıyorsunuz.

Sabah: 1 fincan yeşil çay ya da bitki çaylarından herhangi biri, kilonuza göre yarım ya da 1 kilo kiraz tüketmelisiniz.

Ara öğün: 1 fincan yeşil çay içmelisiniz.

Öğle: Yine kilonuza göre yarım-1 kilo kiraz tüketmelisiniz.

Ara öğün: 1 fincan yeşil çay içmelisiniz.

Akşam: Yarım-1 kilo kiraz yendikten sonra üzerine su içmeniz gerekmektedir.

7 ve 8 Temmuz’da aynı programın uygulanması gereklidir. Bu arada da hiçbir yemek yenmemesi lazım. Ahmet Maranki kiraz kürü sonrası kalın bağırsak yumuşamaktadır. Aynı zamanda vücut bu sayede toksinlerden kurtulmaktadır. Yediğiniz kiraz saplarını sakın atmayın. Özellikle onları kurutun. Kurumuş sapları demlikte 3 dakika kaynatıp çay olarak içmelisiniz. 1. kür ile 2. kür arasında beslenmeye dikkat etmelisiniz. Hemen doyasıya yemek yememelisiniz.  Hemen yemeye sarılmak yok. Et ve süt ürünleri, beyaz ekmek, siyah çay ve asitli içecekleri tüketmemeniz gerekli.
Ahmet Maranki Karpuz Diyeti

Ahmet Maranki Karpuz Diyeti

Ahmet Maranki Karpuz Detoksu

Ahmet Maranki karpuz diyeti Ağustos ayında yapılmaktadır.

1. Kür: 4-5-6 Ağustos

2. Kür: 18-19-20 Ağustos aralarında uygulanmalıdır.

Sabah: 1 fincan yeşil çay, yarım-1 kilo karpuz tüketmelisiniz.

Ara öğün: 1 fincan yeşil çay içmelisiniz.

Öğle: Kilonuza göre yarım-1 kilo karpuz yemelisiniz.

Ara öğün: 1 fincan yeşil çay

Akşam: Yarım-1 kilo karpuz    maranki

 

Detoks Sebze ve Meyveleri

Domates: Kanserden koruyucu, yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. Beta karoten ve çinkodan zengin, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Karahindiba: Karaciğere destek verir. İçeriğindeki karatenoidler sayesinde antioksidan özelliği içerir.
Enginar: Kan şekerini dengelemede ve kandaki üre ve kolesterolün düşürülmesinde ve karaciger detoksunda çok etkili bir sebze.
Salatalık: Posa bakımından zengin, iyi bir potasyum kaynağı ve diüretik ( su atıcı ) etkiye sahip bir sebze.
Sarmısak: Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı riskini azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip.
Maydanoz: C vitamini ve demir deposudur. Böbrekleri temizleyici, kan şekerini dengeleyici ve kansere karşı koruyucu etkisi var.
Zencefil: Sindirim sistemini rahatlatıcı etkiye sahip.
Kereviz: Antioksidan ve sindirim sistemini rahatlatıyor.
Elma: Posa bakımından zengin, güçlü bir antioksidan özelliğe sahip. Sindirim sistemine yardımcı ve toksin atıcı özelliğe sahip.
Kırmızı erik: Posa ve potasyum bakımından zengin, içerdiği beta karoten sayesinde güçlü bir antioksidan.
Kivi: Potasyum ve C vitamini bakımından zengin, sindirime yardımcı.
Kayısı: Potasyum, posa, beta karoten ve C vitamini yönünden zengin, bağırsakların düzenli çalışmasında etkili.
Vişne: Potasyum ve C vitamini içeriği yüksek, diüretik etkili ve toksin atmada etkin bir meyve.
Böğürtlen: Folik asitten zengin ve bağışıklık sistemini destekleyici.

17 total views, no views today

Kategori Ahmet MarankiYorumlar (0)

Nefes Darlığı Bitkisel Tedavisi

Nefes darlığının ciddiye alınması gereken bir sorun olduğuna dikkat edilmeli. “Çünkü nefes darlığı ciddi hastalıklara işaret edebiliyor. Akciğer hastalıklarının yanı sıra diğer sistemlerin bazı hastalıklarında da ilk bulgu olabiliyor. Bu nedenle nefes darlığı nedenlerinin ayrıntılı olarak araştırılması gerekiyor.

Nefes Darlığı Tedavisinde Kullanılan Bitkiler

* Üzerlik Tohumu bal ile macun yapılır. Günde 3 defa bir kaşık yutulur.

* Bir bardakNefes Darlığı Tedavisi kereviz usaresi içilir.

* Bir çay kaşığı mursafi yutulur.

* Sirke, Su, Kimyon kaynatılır bir kaşık içilir

* Sandaroz zamkı tütsüsü verilir.

* 10 gr. burçak bal ile yutulur.

* 10 gr. kantaron çiçeği kaynatılır, bir bardak içilir

* 1 kaşık keçi içyağı içilir.

* 1,5 gr hıthıt, 300 gr incir, 25 gr keraviye, 25 gr anason, 25 gr kimyon yeteri kadar su ile kaynatılır ve piştiğinde bir fincan su ilave edilir. Birer-İkişer kaşık yutulursa nefes darlığına iyi gelir.

* Nefes darlığı çeken kişi 40 gün soğuk gıda yememelidir.

Nefes Darlığı Nedir?

Nefes darlığı ya da tıbbi adıyla dispne; solunumda hoşa gitmeyen ve kişiyi rahatsız eden bir farklılık, soluk alamama, veya göğüste sıkışma hissi olarak tanımlanabilir. Normal yani sağlıklı bir insan dakikada 14-18 kez nefes alıp verir. Bu solunum faaliyeti sırasında solunum kaslarının tükettiği enerji miktarı tüm vücudun tükettiği enerji miktarının %5’i kadardır, bu nedenle normal istirahat halinde yapılan sakin solunum bilinçaltıdır ve birey tarafından farkedilmeden yapılır. Ancak;

Sağlıklı bireylerde egzersizde olduğu gibi metabolik hızın arttığı, solunum ya da dolaşım faaliyetinin organizmanın gereksinimini karşılayamayacak kadar bozuk olduğu durumlarda insan artık nefes alıp verdiğinin farkına varmaya ve bu durumdan rahatsız olmaya başlar. Yani nefes darlığı hasta tarafından algılanan sübjektif bir bulgudur ve bu nedenle nefes darlığının şiddeti hastadan hastaya değişir.

Nefes Darlığı Tipleri

Nefes darlıkları başlıca özelliklerine göre iki grupta incelenebilir: Zorlamalı soluk alma ve zorlamalı soluk verme.
Zorlamalı soluk alma: Soluk alma süresiyle soluk verme süresi arasındaki normal oran (5:6) bozulmuş, soluk alma süresi uzamıştır. Ayrıca soluk alma zorlaşmış ve gürültülü hale gelmiştir. Yardımcı solunum kasları (boyun, göğüs, karın kasları) da soluk almaya katılmaktadır. Bu tür nefes darlığı genellikle havanın solunum yollarından geçişini zorlaştıran bir engelin varlığında ortaya çıkar; örneğin gırtlak ya da soluk borusu darlığında durum böyledir.
Zorlamalı soluk verme: Soluk verme süresi uzamış, soluk verme zor ve gürültülü hale gelmiştir. Başta karın kasları olmak üzere yardımcı solunum kasları da soluk verme eylemine katılmaktadır. Bu tür nefes darlığı akciğer anfizemi gibi akciğer dokusunun esnekliğinin azaldığı ya da astım gibi küçük bronşlarda spazma bağlı olarak havanın hava keseciklerinden (alveol) çıkmasının engellendiği durumlarda ortaya çıkar.

• Nöbetler halinde gelen nefes darlığı: Normal soluma dönemleri arasında nöbetler halinde ortaya çıkar. Kalp astımında, akciğer ödeminde, üremeye bağlı astımda ve gırtlak spazmında vb görülür. Ama bu tür nefes darlığının en tipik Örneği bronş astımıdır. Bu hastalıkta nöbetler genellikle geceleri tutar, 10 dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Önce yapışkan, daha sonra hafif köpüklü beyaz bir balgam çıkarılmasıyla nöbet sona erer. Nöbetin günlerce sürmesi status asthmaticus (astım durumu) olarak bilinir.

• Sürekli nefes darlığı : Genellikle ağır kalp, dolaşım ve solunum yetmezliklerinin ileri evrelerinde görülür.

Nefes Darlığı Dereceleri

Birinci derece: Hızlı yürüyüşlerde, hafif koşularda veya merdiven çıkarken ortaya çıkan nefes darlıkları
İkinci derece: Yürüyüş halinde ortaya çıkan nefes darlıkları
Üçüncü derece: Günlük olağan işleri yaparken ortaya çıkan nefes daralmaları
Dördüncü derece: Nefes darlığının en ağır formudur. Kişiler oturduğu yerde nefes darlığı çeker ve uyumakta zorlanırlar.

Nefes darlığı tedavisi:

Nefes darlığı tedavisi için öncelikle nefes darlığının sebepleri belirlenmelidir. Bunun için fiziksel muayene, EKG ve çeşitli testler yapmak gerekebilir. Kesin tanı konulduktan sonra nefes darlığına neden olan hastalık tedavi edilmeye çalışılır.

Astım ya da bronşit gibi hastalıklardan kaynaklanan nefes darlığına karşı bronşları gevşetici ilaçlar verilebilir. Kansızlıktan kaynaklanan nefes darlığı için ise kansızlığın tedavisine çalışılır. Diğer rahatsızlıklar için de uygun tedaviler yapılır.

Nasıl korunmalı?
• Sigarayı bırakın
• Allerjenler, toz ve toksit maddelerle temastan kaçının
• Günlük aktivitelerinizde nefes darlığı çekiyorsanız molalar vererek dinlenin
• Havalandırılmış ve açık ortamlarda vakit geçirmeye çalışın
• Fazla kilolarınızı vermeye ve ağır yemekler yememeye özen gösterin
• Ani başlayan ve uzun süren nefes darlıklarında doktorunuza başvurun
• Solunum, kulak-burun-boğaz, kalp vb. hastalıklarımızın takip ve tedavilerini özenle yaptırın
• Koşullarınıza uygun bir spor yapma alışkanlığı edinin
• Düzenli bir yeme içme alışkanlığını ilke edinin

Rahat Bir Soluk İçin…
• Sigara dumanı ve kirli havadan kaçının.
• Düzenli olarak spor yapın.
• Deniz seviyesinden çok yüksek yerlerde yaşamayın.
• Burundan nefes alın.
• İdeal kilonuzu koruyun.

15 total views, no views today

Kategori HastalıklarYorumlar (0)

Elma Sirkesi Ahmet Maranki

Elma sirkеsini yapmak için uygun olan еlma çеşidi şеkеri fazla olan kış еlmalarıdır. Dеğişik еlma türlеri bеrabеr kullanılarak ta sirkеyе farklı bir tat kazandırabilirsiniz. Kullanmamanız gеrеkеn еlma ham vе dе еkşi olanıdır. Hijyеnе çok önеm vеrmеlisiniz. Elmaları iyicе yıkayınız vе ardından kullanacağınız malzеmе ilе kavanozları sıcak su ilе yıkayınız.

Elmaları ufak parçalara ayırınız vе ardından prеslеyiniz ya da katı mеyvе sıkacağı ilе sıkıp suyunu çıkarınız.  Mеyvе suyunda bulunana şеkеr fеrmantasyona uğrar vе ilk olarak alkolе ardından da asеtik baktеrilеrin sеbеp olduğu fеrmantasyon ilе sirkеyе dönеr.

Elma Sirkesi Ahmet Maranki   Prof Dr Ahmet Maranki elma sirkesinin faydalarını saymakla bitiremiyor..En son sağlıklı bir yaşam için salatalarımızda sıklıkla kullanmamız gerektiğini söyleyen Maranki  sağlıklı yaşlanmamızı sağlayacak 1 bardak suya 1 çorba kaşığı elma sirkesi  küründen bahsetti.Unutmadan söyleyeyim bu karışımdan hergün 1 yada 2 bardak içilecek .

Madem bu kadar faydalı peki nasıl yapılır bu elma sirkesi diyenler varsa aranızda , sayın Mranki bizler için Doğal  elma sirkesinin yapılışını vede yapılış aşamalarını bizlerle paylaştı.Kendi evlerinde asitsiz organik elma sirkesi hazırlamak isteyenler için işte elma sirkesinin tarifi…
Prof. Dr. Ahmet Maranki — Elma Sirkesi Tarifi

Elma Sirkesi Hazırlanışı :  Cam bidona 20 kilo elma 20 kilo su konuluyor.Elmalar dilimlenebilir ama tercihen bir çuvalın içinde ezerek suya atılmalı.2 kilo kadar elma pekmezinizde içine koyuyoruz.Ağzına bir naylon koyarak kapatıyoruz…1 ay bu şekilde hava almadan kalacak.Daha sonra ağzını açıp bir tülbent bağlayıp 3 ile 6 ay arasında arada çalkalayarak bekletiyoruz.

Ununtmayalım iyi bir elma sirkesi en az 3 ideal 6 ay bekleme süresinden sonra meydana geliyor.

Elma Sirkesinin Faydaları

Elma sirkesinin faydaları saymakla bitmeyecek kadar fazla olup, bir çok hastalığa ve sağlık şikayetine iyi gelmektedir. Vücut temizliği en önemli sağlık konularından birisidir. Bu konuya azami derecede dikkat edilmesi mutlu bir hayatın habercisidir. Elma sirkesinin faydaları şu şekilde sıralanabilir:

Elma sirkesi iltihapa çok faydalıdır. Elma sirkesinin iltihapları kurutan bir özelliği vardır. Az bir elma ahmet marankisirkesi bakterileri öldürmek için yeterlidir.

Elma sirkesinin antiseptik olma özelliği vardır. Elma sirkesi vücudun hücrelerine hiçbir zarar vermeden, vücutta birikmiş toksinleri söker atar.

Elma sirkesi cildin bakımı için de faydalıdır. Su ve çiçek balı ile karıştırılıp sabah aç karnına içildiğinde, özellikle sivilcelere iyi geldiği söylenir. Aynı zamanda sesin kısık olmasına karşı da etkilidir.

Elma sirkesi böbrek taşları için de oldukça etkilidir.Saçtaki kepek oluşumuna karşı da elma sirkesi faydalıdır.

 

15 total views, no views today

Kategori Ahmet MarankiYorumlar (0)

Kemik Erimesi Bitkisel Tedavisi

Menopozdan sonra pek çok kadında osteoporoz ile sonuçlanabilen kemik kaybı gelişir. Sağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca dayanabilir. Ancak, osteoporoz geliştiğinde, kemikler incelir ve kırılgan bir hal alır ki bu kemiklerin kırılma olasılığını arttırır. Kemiğe direncini veren maddeler özellikler kalsiyumun kemikten uzaklaşması ile osteoporoz oluşur.
Östrojen hormonun olmadığı durumlarda kemik kaybı hızlanır ve menopozal dönemde gözlenen osteoporoz ortaya çıkar. Menopozda hormon replasman tedavisi alan kadınlarda kemik erimesi daha az olmaktadır fakat dikkat edilmesi gereken nokta günümüzde ateş basması gibi hiçbir menopozal şikâyeti olmayan kadınlara sadece kemik erimesini önlemek amacıyla östrojen yani hormon tedavisi önerilmemektedir.

Kemik erimesi Tedavisinde Kullanılan Bitkiler

Kemik erimesi için en etkili bitkisel tedavi Köpek Balığı Kıkırdağıdır.Pek çok firma kapsül formunu satmaktadır

Kemik erimesine karşı bitkisel çözümler ve formülleri uygulayarak, ileride görebileceğiniz, bu sorunlarla karşılaşma durumlarınızı en aza indirebilirsiniz. Kemik erimesi hastası olanlarında bu bitkisel formülleri uygulayarak, bu hastalıkların tedavisine yardımcı olabilirsiniz.

Kemik Erimesi TedavisiBiberiye bitkisi kemik erimesine iyi gelir. Biberiye bitkisinin çiçeklerini ve yapraklarını klorsuz suda kaynatarak, bu karışımın ardından bal ile tatlandırarak günde 2-3 fincan içebilirsiniz.

Şaryetin bitkisinin yapraklarını ve çiçeklerini ada çayı ile karıştırdıktan sonra demleyiniz. Daha sonra süzülen bu karışımı her gün aç karına bir fincan tüketin.

Lahana kemik erimesine karşı en iyi besin değerleri arasında yer alıyor. Lahananın suyunu şerbetçi otu ve lavanta çiçeği ile kaynattıktan sonra elde ettiğimizi posa ile dövülmüş olan biberiye ile macun haline getirin, ve uyumadan önce bir tatlı kaşığı tüketiniz.

Kemik erimesine karşı iyi gelen şifalı bitkiler; Biberiye, lahana, şaryetin bitkisi ve kalsiyum oranı yüksek besinler tüketmenizi öneriyoruz.


Osteoporoz (Kemik Erimesi) Nedir ?

Kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle dayanaklığının azalması, yani kalitesinin düşmesi osteoporoz (kemik erimesi) olarak tanımlanmaktadır.

Kemik yapımız önemli organlarımızı koruyan, vücudumuzu destekleyen ve kalsiyum depolayan canlı bir dokudur. Yaşamımız boyunca kemik yapımı ve yıkımı bir denge halinde devam eder. Bu yapım ve yıkım arasındaki dengenin çeşitli nedenlerle yıkım lehine bozulması kemik kaybına neden olur. Osteoporoz, veya daha çok bilinen adıyla “kemik erimesi”, kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklılığının azalması, kalitesinin düşmesidir. Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır. Bu nedenle zamanında tanı konulup, tedavi edilmediğinde kırıklar nedeniyle sakatlığa neden olabilecek bir hastalıktır.

Osteoporozun  belirtileri; arasında bel ve sırt ağrıları,  boyda kısalma, sırtta kamburlaşma sayılabilir. İleri osteoporozda  el bileği, kaburga ve kalça kemiklerinde kırıklar gelişebilir.

Osteoporoz tanısı; kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile konur. Bu ölçüm densitometre denen cihazlarla gerçekleştirilir. Kemik densitometresinde  kalça , bel veya her iki bölgeden ölçümler yapılır. Bu tetkikin sonuçlarına göre kemik yoğunluğu değerlendirilir. Sonuçlar osteoporoz (kemik erimesi) ile uyumlu geldiği takdirde bu durumun sebebi araştırılır. Kemik erimesi yaşlılığa, menopoza,  diyabet, tiroid, paratiroid hastalığına ve de pek çok endokrinolojik bozukluğa bağlı gelişebilmektedir. Bu durumun açıklığa kavuşturulması için gerekli kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılır.

Kemik erimesini hangi durumlar hızlandırır?

* Yaşlanma
* Hareket azalması
* Menopoz (östrojen hormonunun azalması)
* Kalsiyum ve d vitamininden fakir diyet
* Ailesel yatkınlık
* Kısa boylu ve zayıf olmak
* Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin az olması
* Kortizon kullanımı
* Tiroid bezi hastalıkları
* Aşırı alkol tüketimi
* Sigara kullanımı

Osteoporozu önlemede; en önemli iki faktörden biri güçlü kemik oluşumunu sağlamak, diğeri ise kemik kaybını önlemektir. Eğer başlangıçta kemikler güçlü ise, kayıp başladığında daha az sorun yaşanır. Büyümenin hızlı olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde kemik oluşumu kaybından fazladır. Kemik mineral yoğunluğu, 12-40 yaşları arasında en üst düzeye ulaşır. Kemik kaybı ise 30-40 yaşlarında başlar ve yaşam boyu devam eder. Kadınlarda menopozdan sonra, kemik kayıp hızı önemli ölçüde artar. Gençlik yıllarında kemik mineral yoğunluğunu en üst düzeye ulaştırmak, ileriki yaşlarda kaçınılmaz olan kemik kaybını en aza indirir.

Kemik erimesini önlemek için neler yapılabilir?

* Çocukluktan itibaren kalsiyumdan ve D vitamininden zengin beslenilmelidir. Menopozda gerekli hallerde kalsiyum ve D vitamini takviyesi alınmalıdır.

* Yürüyüş, merdiven çıkma, yüzme gibi egzersizler yapılmalıdır. Haftada en az 3 gün 30-45 dakikalık açık hava yürüyüşleri faydalıdır.

* Güneşli günlerde, açık havada yapılacak yürüyüşler D vitamini açısından faydalıdır.

* Sigara, alkol ve kahve gibi kemik yıkımını artıran maddelerin aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır.

* Menopoz sonrası mutlaka kontrollere gidilmeli ve osteoporozun erken tanı ve tedavisine imkan sağlanmalıdır.

Osteoporoz Tedavisi

Kemik erimesi altta yatan bir hastalığa bağlı ise öncelikle bu hastalığın tedavisi yapılmaktadır. Risk faktörlerini belirlemek, onları değiştirmek, koruyucu tedavi yapmak esastır.
Güneş ışınlarından yeterince yararlanma, bol hareket ve egzersiz, kalsiyum ve vitaminlerden zengin beslenme, sigara, alkol ve kafeinden uzak durma gibi yaşam değişiklikleri önemli faydalar sağlamaktadır. Menopoza bağlı kemik erimesinin önlenmesinde ve tedavisinde hormon replasman tedavisi son derece etkindir. Bu tedavide vücutta azalan östrojen hormonu yerine konarak kemik yıkımının önüne geçilir. Ayrıca gerekli durumlarda kemik yıkımını azaltan (kalsiyum, bifosfonatlar, raloksifen, kalsitonin) ve kemik yapını arttıran (Flor, Paratiroid hormon, D vitamini) çeşitli ilaç tedavileri kullanılmaktadır.

16 total views, no views today

Kategori HastalıklarYorumlar (0)

Hepatit Bitkisel Tedavisi

Hepatit karaciğerin iltihabıdır ve insan vücudunda bir çok olumsuz bulguya yol açar. Hepatitlerin bazıları virüslere bağlı , bazıları da değildir. Bazı toksik ilaçlar ve bağışıklık sistemi ( immün sistem ) bozukluklarıda karaciğer iltihabına neden olabilir. Hepatitlerin en çok rastlanan türü, virütik olanlardır. “Hepatit” terimi ile işte bu “viral hepatit”ler söylenmek istenmektedir. Karaciğerin taze, alevli iltihabına “Akut Viral Hepatit”, 6 aydan fazla sürmesi haline ise “Kronik Viral Hepatit” adı verilmektedir.

Hepatit Tedavisinde Kullanılan Bitkiler

Bitkisel Tedavi

Tamamlayıcı tıpta kullanılan birçok bitki, bitki özü ve gıda takviyesi var ve hepatit tedavisinde, her biri değişik etki mekanizmaları ile fayda sağlamakta. Bir kısmı virüs öldürücü özelliğe sahip, bir kısmı da bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Hepatit Tedavisi

Hepatitte bitkisel tedavide kullanılan en önemli 3 madde;

* lavanta, kekik ve meyan kökü

Ancak bunların tek başına yetmeyeceğini vurgulamakta fayda var. Lavanta saplarında ve yapraklarında bulunan bazı maddeler virüs üremesini engellerler. Yine lavantanın yapraklarında bulunan ursolik asit in çok güçlü yangı giderici etkisi var. Ağırlıklı olarak çiçeklerinde bulunan cineol ise karaciğeri koruyucu etkiye sahip. Meyan kökünün hem virüs öldürücü, hem yangı giderici hem de kan ve dokulardaki interferon düzeyini artırıcı etkileri mevcut ancak doktor kontrolünde kullanılması gereken bir bitki. Kekik, çok güçlü virüs öldürücü özelliği olan bir başka madde. Etken maddeler en yüksek oranda bitkinin ‘esansiyel uçucu yağ’ formatında bulunur bu nedenle tedavide çay yerine bu formatlar kullanılmalı. Bunların da yine doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor.

Hepatit Nedir?
Karaciğerde meydana gelen iltihabı reaksiyon tıp bilimimde hepatitis olarak tanımlanır. Türkiye de yaygın olarak hepatit olarak tanımlanır. Ancak ülkemizde de hepatit denilince yaygın olarak hepatit B kavramı anlaşılır. Ancak hepatitin tek sebebi virüsler ve hepatit B değildir. Hepatite virüsler(hepatit B ,hepatit C …), bakteriler, çeşitli ilaçlar, uzun süreli alkol kullanımı ve çeşitli endüstriyel maddelere maruz kalmak yol açabilir. Ne sebeple olursa olsun ortaya çıkan hepatit karaciğer hücrelerinde hasara sebep olur.

Hepatit Yapan Nedenler Nelerdir ?

En başta;
Virüsler (A,B,C,D ender rastlanan E,F,G gibi)
Toksik kimyasal maddeler (Karbon tetraklorür , vinylchlorür gibi)
Bazı ilaçlar ( örneğin tüberküloz tedavisinde kullanılan İNH, bazı sinir hastalığının tedavisinde kullanılan chlorpromazin gibi ) ve özellikle batı ülkelerinde daha fazla görülen alkol
Bazı mikroplar (Tüberküloz, brucella)
Radyasyon;
Genetik olarak geçen nadir hastalıklar , demir depolama hastalığı ( Hemokromatozis ) ( irsi olarak geçen, başta karaciğerde olmak üzere demir birikmesiyle organ hasarına yol açan ender bir hastalık ), bakır depolama hastalığı ( Wilson hastalığı ) ( bakır metabolizması bozukluğu nedeniyle özellikle karaciğerde ve gözün kornea tabakasında bakır depolaması ile karaciğerde hasara neden olan ender bir hastalık ).

Belirtiler ve Tanı:
Kronik hepatitlerin yaklaşık üçte biri bir akut hepatit atağından sonra gelişir. Geri kalanında, öncesinde bilinen bir hastalık olmadan ortaya çıkar.

Kronik hepatiti olan pek çok hastanın herhangi bir belirtisi yoktur. Bazılarında ise halsizlik, iştahsızlık ve yorgunluk görülür. Hafif ateş ve karnın üst kısmında rahatsızlık hissi eşlik edebilir, sarılık gelişebilir. Kronik karaciğer hastalığının bulguları ortaya çıkabilir. Bunlar dalağın büyümesi, deride örümcek şeklinde damar genişlemeleri ve vücütta su tutulmasıdır. Bunların dışında özellikle otoimmün hepatiti olan genç kadınlarda diğer vücut sistemlerinin de tutulması ile akne, adet kanamalarının kesilmesi, eklem ağrısı, akciğer tutulumu, tiroid bezinin ve böbreklerin iltihabı ve kansızlık görülebilir.
Hastanın belirtileri ve karaciğer fonksiyon testleri tanıya yardımcı olsa da kesin tanı ancak karaciğer biyopsisi ile konabilir. Karaciğer dokusunun mikroskop altında incelenmesi sonucu iltihabın ağırlık derecesi ve siroz gelişip gelişmediğini anlaşılabilir. Biyopsi aynı zamanda hastalığın oluş nedenini de ortaya koyabilir.

Hastalığın Seyri ve Tedavi:
Kronik hepatiti olan pek çok kişi ilerleyici karaciğer hasarı oluşmadan yıllarca yaşayabilir. Bazen ise hastalık gittikçe ilerler. Bu durumda hastalık eğer hepatit B veya C sonucu gelişmiş ise, iltihabı durdurmak için interferon tedavisi ve antiviral tedaviler uygulanabilir. Kombine tedavilerde uygulanabilir. Otoimmün hepatit tedavisinde kortizon ve azatiyopirin gibi ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar iltihabı baskılar, belirtileri geçirir ve uzun dönemde sağkalım şansını arttırır. Tedavinin kesilmesi hastalığın nüksetmesine neden olabileceğinden, hastaların uzun süre ilaç kullanması gerekir.Yıllar içersinde hastaların otoimmün hepatiti olan hastaların yaklaşık %50′sinde siroz veya karaciğer yetersizliği gelişebilir.
Bir ilacın hepatit yaptığından şüphelenilirse, ilacın hemen kesilmesi gerekir. Bu şekilde kronik hepatit ortadan kalkabilir.

18 total views, no views today

Kategori HastalıklarYorumlar (0)

Ahmet Maranki Zayıflama

Sağlıklı zayıflama, herhangi bir kimyasal madde kullanmadan ve vücudun dengesini bozmadan zayıflama şeklidir. Günümüzde aşırı yağlı yemeklerin tüketimi, yiyecek ve içeceklerin içerisinde ki kimyasallar nedeni ile vücudumuz dengesiz ve sağlıksız bir şekilde kilo almaktadır. Fazla kilolarınızdan kurtulmanın birçok yolu, yöntemi vardır. Fakat her zaman için en garantilisi ve en sağlıklısı uzun süre içerisinde düzenli olarak yapılan diyetler ve egzersizler ile verilen kilolardır.

Prof. Ahmet Maranki sağlıklı kalmak ve kilo vermek için bazı formüller verdi.

İşte Maranki’nin formüleri;

“Sabahları bir bardak kaynar suya bir limon sıkın. Özellikle kan yağları yüksek olanlara iyi gelir. Her gün bal şerbeti için, bir bardak kaynar suya bir çay kaşığı bal koyun, içine bir limon sıkın, için. Ya da yarım limon. 100 kiloluk adam bir limon sıksın, 50 kiloluk adam yarım limon.

Her Gece İçin Ayda 3-4 Kilo Verin

Her gece yatmadan bir bardak kaynar suya bir çorba kaşığı elma sirkesi koyup içerseniz, yine bedenin bütün toksinlerinin atılmasına yardımcı olur. Bir ayda 3-4 kilo verdirir, toksinleri atar bedeninizden. Çok önemlidir, kan yağları ve kolesterolü düşürür. Zayıflamaya yardımcı olur.

Günde Bir Elma Tüm İhtiyacınızı Karşılar

“Her gün mutlaka bir elma yiyeceksiniz. Bedene en uygun meyve ve asit, elma ve elma sirkesidir. Biz bütün kış elma pekmezi yerdik. Üç kardeştik, hiçbirimiz hasta olmadık. İlaç kullanmadık. Ne zaman İstanbul’a geldik, hastalanmaya başladık.

 

 Zayıflama Diyetleri Uygularken Dikkat Edilmesi Gerekenler

* Öncelikle, boya uygun ağırlık saptanmalı, uygun ağırlıkta iseniz, kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kilolu ve şişman iseniz önce daha fazla ağırlık artışı önlenmeli, daha sonra ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka sakınılmalıdır.
* Ağırlık kaybı için bireyin cinsiyetine, yaşına, boyuna, fiziksel aktivitesine, beslenme alışkanlıklarına uygun bir beslenme programı uygulanmalıdır. Yani zayıflama diyetleri bireye özgü olmalıdır. Bunun için diyet tedavisi, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır.
* Çocukluk çağı şişmanlıklarının kalıcı olabileceği göz önünde tutularak ağırlık denetimi çocukluktan itibaren başlamalıdır. Öncelikle çocukluk çağından itibaren verilecek yeterli ve dengeli beslenme önerileri ile şişmanlığın oluşumu önlenmeli ve sürekli yapılacak eğitim programları ile yanlış olan beslenme alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler oluşturulmalıdır.
* Düzenli fiziksel aktivite yapılmalı, bu bir yaşam şekli haline getirilmelidir.
* Vücut ağırlığının korunmasında davranışların önemli olduğu unutulmamalı, sağlıklı yeme alışkanlıkları kazanılmalıdır. Bunun için gerektiğinde uzmanlardan davranış değiştirme tedavisi desteği sağlanmalıdır.

Sağlıklı ve ideal vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak amacıyla uygulanacak sağlıklı zayıflama diyetlerinin içeriği ile ilgili öneriler aşağıda sıralanmıştır.

Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlar ile gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır. Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için, genel sağlık kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından bireyin yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına özgü hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır.

ZayıflamaSağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0.5 – 1 kg olması gerektiği unutulmamalıdır.Diyetin yağ içeriği, günlük enerjinin yaklaşık yüzde 25-30′u olacak şekilde belirlenmeli ve yağ türüne özen gösterilmelidir. Zayıflama diyetlerinde yer alan yağ, tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için önemlidir. Bununla birlikte yağ türüne de dikkat edilmeli, yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ayçiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmeli, ancak aşırı yağlı besinler ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.

Diyetin karbonhidrat içeriği günlük enerjinin yaklaşık % 50-55′ini sağlayacak şekilde hesaplanmalıdır. Tatlı, pasta gibi şekerli besinlerin tüketimi azaltılmalı, kuru baklagiller grubuna giren nohut, mercimek, kuru fasülye gibi kompleks karbonhidratların tüketimi ise daha çok tokluk sağladığı için artırılmalıdır.
Diyetin protein içeriği günlük enerjinin yaklaşık % 15 ini sağlayacak şekilde hesaplanmalı ve iyi kalite protein kaynaklarına (et, süt, yumurta, kuru baklagiller) yer verilmelidir.
Yeterli ve dengeli beslenme; dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanır. Bu besinler; süt grubunda yer alan süt, peynir ve yoğurt; et grubunda yer alan et, tavuk, balık, yumurta ve kuru baklagiller; sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhanadır. Bu besinlerin önerilen tüketim miktarları kişiye özgü olarak değişmekte, bireyin yaşı, cinsiyeti ve fiziksel aktivite durumu bu oranları etkilemektedir.
Zayıflama diyetlerinin posa yani lif içeriği yüksek olmalı, posalı yiyecekler grubuna giren; sebze, meyve, kurubaklagiller, kepekli un ve kepekli ürünlerin kişinin midedeki sindirimini ve mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini uzattığı ve ağırlık kaybetmesine yardımcı olduğu unutulmamalıdır.
Öğün atlamamaya ve düzenli aralıklarla günde 3 ana, 3 ara öğün tüketmeye özen gösterilmelidir.
Yemekler pişirilirken haşlama, ızgara veya fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli, kızartma ve kavurma yöntemlerinden kaçınılmalıdır.
Vücutta oluşan zararlı maddelerin atımı ve barsak sağlığı için günde en az 2 litre su tüketmeye özen gösterilmelidir.
Her gün en az 30 dakika orta şiddette egzersiz (yürüyüş vb.) yapılmalıdır.

 

 

57 total views, 2 views today

Kategori Ahmet MarankiYorumlar (1)

Reflü Bitkisel Tedavisi

Stresli bir hayatın getirdiği reflü hastalığı son yıllarda o kadar çok arttı ki artık çocuklarda bile görülüyor. Ses kısıklığı, kuru öksürük, boğaz yanması gibi belirtileri olan reflü tedavi edilmezse, kanser riski taşıyor…

Mide içeriğinin veya mide asidinin yukarı doğru yani yutma borusuna doğru yer değiştirmesine “reflü” denir. Yukarı doğru kaçan sıvı safra ve asit içerdiği için, hastalık zaman içinde yemek borusunda ciddi hasara yol açar. Reflü hastalığına 30-40’lı yaşlarda daha sık rastlanmasına karşın, her yaş grubunda da ortaya çıkabilir. Aşırı kilolu kişilerde, yaşlılarda ve stresli kişilerde reflü görülme olasılığı artar. Çocuklarda da reflü hastalığına sıkça rastlanır.

Reflü Tedavisinde Kullanılan Bitkiler

Reflü Tedavisi* 1,5 tatlı kaşığı anason

* 1 tatlı kaşığı rezene tohumu

* 2 tatlı kaşığı sarı leblebi yutulur.

* Ardından 1 avuç sarı leblebi yenir.

- Sarı leblebi mide suyunun fazlasını emer. En az 20 dakika uyumadan dik oturulmalıdır.

 

Reflü Nedir?

Mideden yemek borusuna kaçan asidin; mide, yemek borusu, boğaz, ses telleri ve akciğerlerde yaptığı tahrişle ortaya çıkan bulgulara reflü hastalığı denir. Reflü, gün içinde ayakta veya gece yatakta olabilir. Bazı hastada gece, bazı hastada gündüz reflüsü ön plandayken, kimi hastalarda da hem gece hem gündüz reflüsü olabilir. Gece ve gündüz reflüsü benzer sıklıkla görülürken, gece reflüsü daha ciddi seyreder. Gece reflüsü ile gündüz reflüsünün oluş mekanizmaları, bulguları ve tıbbi tedavileri farklılık gösterir.

Görülme sıklığı

Reflü yeni bir hastalık değildir ancak tanı yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın daha fazla anlaşılması üzerine, sanıldığından yaygın olduğu anlaşılmıştır. Eskiden gastrit, ülser veya safra kesesi hastası olduğu sanılanların bir kısmının reflüsü olduğu anlaşılmıştır. Bu hastalığın görülme sıklığı batı toplumlarında daha fazladır. Amerika’da her 4 kişiden birisinin reflü yakınması olduğu bilinmektedir. Ülkemizde de özellikle şehirlerde veya şehir tipi yaşam ve beslenme alışkanlığı olanlarda daha sık görülmektedir.

Stres En Büyük Nedeni

Reflü hastalığının böylesine sık görülmesinin en önemli nedeni, stres. Stres yoğun mesleklerde çalışanlar, risk grubunda yer alıyorlar. Yaşam biçimine dikkat etmeyenler, alkol, çay ve sigaradan vazgeçemeyenler ile kilolu kişiler, reflü adayı olarak tanımlanıyor.

Reflü tanısının konulabilmesi için belirtilere dikkat etmek önem kazanıyor. Tedavinin ilk basamağında diyet, yaşam biçiminin düzeltilmesi ve daha sonra da ilaç tedavisi geliyor.

İkinci basamak tedavide ise, eğer reflü sonucu hasta, çok fazla ilaç kullanıyor ve şikâyetleri bir türlü geçmiyorsa, son olarak ameliyata başvuruluyor. Reflü’nün ilaçla tedavisi, en az sekiz hafta sürüyor. Reflü’nün teşhis edilebilmesi için endoskopi, en doğru yöntem.

Belirtileri

Reflü, herkeste zaman zaman görülebiliyor. Ancak yemeklerden sonra ortaya çıkan ve günde 10-15 kez tekrarlayan bu durum, kişiyi rahatsız edecek boyutlara ulaştığında hastalık olarak kabul ediliyor.

Hastalar, sıklıkla mide yanması şikâyetiyle doktora başvuruyor. Bunun yanı sıra; göğüste yanma ve ekşime, boğaza doğru acı su gelmesi, ağız kokusu gibi yakınmalar gelişiyor. Reflü bazen nefes alma güçlüğü yüzünden astımla karıştırılıyor, bazen göğüs ağrısı yapıp, “kalp” endişesi yaşatıyor.

Özellikle yemeklerden sonra ve tok karnına yatıldığında geceleri rahatsız eden şişkinlik, geğirme ve boğulma, göğüste takılma ve sıkışma hissiyle birlikte kalbe baskı ve çarpıntı hissedilebiliyor, derin nefes almada güçlük çekilebiliyor.

Reflü; diş minesi kaybı, ses kalınlaşması, kronik sinüzit, larenjit, hatta astım gibi değişik tablolarla da ortaya çıkabiliyor.

Reflü Hastalığında Tanı

Her hasta da olduğu gibi reflü hastalığın da hastanın öyküsü dinlenmeli ve çok iyi değerlendirilmelidir. Yukarıda belirttiğimiz şikayetler ve özellikleri iyi değerlendirildiğinde reflü hastalığı olabileceğinin ip uçlarını verebilir.
Hasta çok iyi bir fizik muayeneden geçirilmelidir. Hastanın kilo fazlasının olması veya çok zayıf olması, yaşı, hamile olması, operasyon geçirmesi gibi tanıya yardımcı bulgular saptanabilir.

Laboratuvar; Hastanın rutin kan tetkikleri, dışkı da gizli kan aranması yapılmalıdır. Kalp hastalığı yönünden tetkikler yapılarak ayırıcı tanı yapılmalıdır.

Radyoloji; Baryumlu özofagus grafisi; Bu tetkik ile özofagus ta erozyon, ülserasyon, ülser, kanser, divertikül, hiatal hernia olup olmadığı ortaya konabilir.

Endoskopi; Endoskopik gözlemde; özofagus mukozasında oluşan değişiklikler (özofajit, peptik ülser, darlık, Barrett ‘s özofagusu gibi patolojik durumlar saptanır, gerekirse biyopsi alınıp histapatolojik olarak kesin tanı konabilir.

Özofagusun motilite çalışması; Burundan ince delikli kateter yutturularak mideye inen bu katater yavaş yavaş çekilerek aşağı özofagus sfinkter basıncını ve diğer bölgelerin basıncı ölçülebilir. Reflü hastalığında bu basınç çoğunlukla düşüktür.

Özofagusun pH ölçülmesi; Burada da ince bir kateter burundan mide ya yutturularak özofagun 24 saat boyunca asidite durumu tayin edilebilir. Reflü Hastalığında özofagus lümen içi pH, asid yönünde değişmiştir.

16 total views, no views today

Kategori HastalıklarYorumlar (0)

Kıl Kurdu Bitkisel Tedavisi

Etken sarımsı-beyaz renkte küçük bir parazittir. Yaşam süresi ortalama 2 aydır. Dişiler geceleri anüse doğru hareket ederek yumurtalarını anüs çevresine bırakırlar ve ölürler.
Özellikle anüs ve etrafının kaşınması ile etrafa saçılan yumurtalar uygun ısı ve nemli ortam bulduklarında, altı saat içinde içlerinde kurtçuk bulunan bulaştırıcı yumurtalar haline dönüşürler.

Kıl Kurdu Tedavisinde Kullanılan Bitkiler

Kıl kurdu için bitkisel tedavi

Kıl Kurdu TedavisiMalzemeler:

- Havuç,

- Soğan,

- Kuşkonmaz,

- Patlıcan unu,

- Sarımsak,

- Zeytinyağı,
- Sirke,
- Süt.

Hazırlanışı ve kullanım şekli:

- Rendelenmiş havuç, dövülmüş soğanla birlikte suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya sirke ilave edilerek karıştırılır. Hazırlanan bu karışımla makat, rahatsızlık süresince günde iki sefer yıkanır.

- Kuşkonmaz, zeytinyağı ile birlikte dövülerek ezilir. Elde edilen karışıma kurutulmuş patlıcan unu ilave edi­lerek merhem kıvamına gelinceye kadar süt ile yoğrulur. Hazırlanan merhemden rahatsızlık süresince günaşırı ma­kata sürülür.

- Sarımsaklar dövülüp ezildikten sonra süt ile pişirilir. Süzülerek elde edilen sıvıdan yemekten sonra ve yat­madan önce bir fincan ısıtılarak içilir.

- Rahatsızlık süresince makat, her gün üç saat ara ile sirkeli su ile yıkanarak lavman yapılır.

Kıl Kurdu Nedir

Kıl kurdu, ip şeklinde dişileri 10, erkekleri 3 mm boyunda olan nematodlar grubundan bir bağırsak parazitidir. İnsana özgü bir parazit olan kıl kurdunun ara konağı yoktur. İnsan kalın bağırsağında, özellikle çekum ve rektum bölgesinde, nadiren ince bağırsağın son kısımlarında yaşar ve enterobiosise neden olur.

Kıl Kurdu Neden Olur

Kıl kurdu insandan insana ya da otoenfeksiyonla bulaşır. Alınan dişi ve erkek yumurtalar barsakta çiftleşir, oluşan dişi parazitler gece uykudan 2-3 saat sonra makat bölgesine (perianal bölge) gelerek yumurtalarını bırakırlar. Bırakılan bu yumurtalar ortalama 6 saat sonra açılırlar ve yeni parazitler böylece ortaya çıkmış olur. Yeni parazitler tekrar barsağa geçip erişkin hale dönüp çiftleştikten sonra dişi parazitler tekrar yumurta bırakmak için makat bölgesine gelirler. Parazitin tedavisi yapılmazsa hayat döngüsü bu şekilde devam eder.

Kıl kurdu tüm yaş ve sosyoekonomik gruplarda görülmekle beraber, çocukluk çağında özellikle 5–14 yaş arasında daha sık görülür. İnsanlardaki en yaygın parazittir. Ağız yoluyla alınan yumurtalar ince bağırsakta açılır, barsak mukozasına yapışarak, kan ve organik maddelerle beslenirler. En fazla dikkat çeken bulgu, geceleri anüs çevresindeki kaşıntıdır.

Ayrıca; burun kaşıntısı, diş gıcırdatma, uyku düzensizlikleri ve kâbus görme de bulunur. Özellikle körbağırsağa yerleşen bu asa­lak çocuklarda kıl kurdu daha sık görülür. 4-10 cm uzunluğunda ve beyaz renklidir. As­karis gibi aynı eşeylidir. Oksiyür olarak da bilinen bu asalak yuvarlak solucanlar (Aschelminthes) grubunda yer alır. Bilimsel adı Oxyuris vermicularis’tir. Döl­lenmiş dişi gece olunca anüs dışına çıkarak anüs çevresine yumurtlar ve ölür. Bu yumurtalar 6 saatte insan için bula­şıcı hale gelir. Ağız yoluyla alınan bula­şıcı yumurtalar bağırsakta açılır ve lar­valar erişkin biçimlerini alıp körbağır­sağa yerleşir. En önemli belirti anüs ve çevresinde geceleri artan kaşıntıdır. Ayrıca iştahsızlık, kilo kaybı, karın ağrısı ve ishal görülür. Kadınlarda üreme or­ganı rahatsızlıktan ortaya çıkabilir. Ta­nı anüs çevresinde kümelenen yumurtaların görülmesine dayanır.

Belirtileri arasında en dikkat çekicisi özellik, geceleri olan makat kaşınmasıdır. Bunun sebebi yumurtalarını bırakmak için olgun dişi parazitlerin aşağılara doğru hareket etmeleridir. Huzursuzluk uykusuzluk yatağını ıslatma diğer şikayetlerdir. Kaşınma neticesinde makat bölgesinde ekzama ve iltihabi yaralar teşekkül edebilir. Sabahları ağızdan su akıp yastığı ıslatır.

Bulaşımı

Bulaşma genellikle insandan insana ya da otoenfeksiyon ile olmaktadır. Bulaşma tırnak yeme, hijyen eksikliği veya yetersiz el yıkama sonucunda meydana gelebilmektedir. Bunun dışında enfekte yumurtalar ile kontamine olan çarşaflar, kıyafetler, yatak odası eşyaları ve bu eşyaların hareketi ile dağılan yumurtaların havadan solunum yolu ile alınması ile bulaşma olabilir. Ayrıca kanalizasyon suyu ile sulanan meyve ve sebzelerin iyi yıkanmadan tüketilmesi sonucunda bulaşma olmaktadır. Parazitin vücuda girmesi, parazit yumurtalarının alınmasıyla, yani ağız yoluyla olur. Alınan parazit yumurtaları barsaklarda açılır. Yumurtalardan çıkan erkek ve dişi parazitler çiftleştikten sonra, dişi parazitler yumurtalarını bırakmak için kişinin makat bölgesine göçer. Makat bölgesine bırakılan yumurtalar 6 saat içinde açılır ve yeni parazitler ortaya çıkar. Yeni parazitler tekrar barsağa göçer. Olgun hale geldikten sonra yumurta bırakmak için yine makat bölgesine gelirler. Eğer hastalık tedavi edilmezse bu döngü devam eder. Erişkin kıl kurtları anüsünüzün etrafındaki alanda yumurta bıraktıkları zaman, anal bölge genellikle, bazen şiddetli bir biçimde kaşınmaya başlar. Kaşıntılı bölgeyi kaşıdığınız zaman, mikroskobik yumurtalar parmaklarınıza takılır, buradan besin, sıvı veya başka insanlar gibi diğer yüzeylere aktarılır. Kıl kurdu yumurtları haftalarca bu yüzeyler üzerinde hayatta kalabilir. Yumurtanın başka bir kişinin ağzına, yumurta bulaşmış içecek, besin veya eller ile ulaşması üzerine enfeksiyon başlar.

Enfeksiyon

Kıl kurdu enfeksiyonu (Enterobiosis), vücuttaki parazit sayısına bağlı olarak sessiz seyredebilir. Fakat birden çok sistemi ilgilendiren belirtilere de yol açabilir. Sindirim sisteminde yaşayan E. vermicularis, sindirim sistemi, sinir sistemi, ürogenital sistem, deri ve kan tablosunda bazı değişiklik ve belirtilere sebep olur. Belirtiler arasında en dikkat çekicisi, bilhassa geceleri olan makat kaşınmasıdır. Bunun sebebi yumurtalarını bırakmak için olgun dişi parazitlerin aşağılara doğru hareket etmeleridir. Huzursuzluk, uykusuzluk, yatağını ıslatma diğer şikayetlerdir. Kaşınma neticesinde makat bölgesinde egzema ve iltihabi yaralar teşekkül edebilir. Ayrıca, dientamobea fragilis gibi parazitlerin taşıyıcılığını da yaparak diğer parazitlerin insanda yerleşmesine zemin hazırlamaktadır.

Belirtiler ve semptomlar

Vücuttaki parazit sayısı ve konağın bağışık durumuna bağlı olarak enterobiosis asemptomatik (hafif kıl kurdu enfeksiyonları) olabileceği gibi en bilinen semptomları olan anal veya vajinal bölgede kaşıntı, burun kaşıntısı, gece ağızdan salya akması, diş gıcırdatması, uykusuzluk, asabiyet ve huzursuzluk, aralıklı karın ağrıları ve bulantı gibi, muğlak mide ve bağırsak semptomları ile karsımıza çıkabilir.

Komplikasyonlar

Tipik kıl kurdu enfeksiyonları ciddi sorunlara neden olmaz. Nadir durumlarda, ağır enfeksiyon nedeniyle komplikasyonlar gelişebilir:
İdrar yolu enfeksiyonu: Kadınlarda daha yaygın olan idrar yolu enfeksiyonlarının nedeni bazen ağır kıl kurdu istilasıdır. Parazit mesaneye de göçerek, sistite neden olabilir.
Peritoneal boşlukta enfeksiyon: Kadınlarda veya kızlarda, parazit anal bölgeden vajinaya, oradan rahme, fallop tüplerine ve leğen kemiği boşluğundaki organların etrafında bulunan alana geçebilir. Bu durum vajinite, endometrite veya başka sorunlara sebebiyet verebilir.
Kilo kaybı: Çok sayıda erişkin kıl kurdu bağırsağınızda yaşadığı zaman, kilo vermenize yetecek kadar karın ağrısına neden olabilir ve buna yetecek kadar besin tüketebilir.

Önleme

Kıl kurdu enfeksiyonları en yaygın olarak, parazit yumurtalarının bulaştığı parmaklar aracılığı ile yayılır. Enfeksiyon kapma veya yayma riskini azaltmak için, Tırnaklar kısa tutulmalı, dışkıya el sürülmeden temizlik yapılmalı, umumi musluklarla fazla temastan kaçınılmalı, mümkünse sıvı sabun kullanılmalıdır. Kıl kurtları enfeksiyon bulaştırma yetilerini yüzeyde haftalar boyunca koruyabildiklerinden ötürü, yatakları yıkayın ve banyoları düzenli olarak temizleyin, iç çamaşırlarınızı günlük olarak değiştirin.

17 total views, 1 views today

Kategori Bağırsak HastalıklarıYorumlar (0)

Toplam 79 sayfa, 15. sayfa gösteriliyor.« İlk...10...1314151617...203040...Son »

Bitkisel Tedavileri Hakkında

Sitemizde Yer Alan Bilgiler bilimsel veri niteliğinde değildir.Bu nedenle uygulamadan önce doktorunuzla yada bir sağlık uzmanı ile görüşmeniz önerilir.Bitkisel kür yada önerilerle ilgili uygulamalar hakkında sitemiz bir sorumluluk kabul etmez. Site Haritası için tıklayınız Sitemiz Kullanan Kişiler İçin Uyguladığımız Gizlilik Politikaları

İlgili Linkler