Kategori | Hastalıklar

Beyin Tümörünün Bitkisel Tedavisi

Beyin tümörleri genellikle birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar ve bunlar (genellikle) vücudun herhangi bir yerinde başlayıp beyne metastaz yapanlar ve beyinde oluşanlardır. 9 yaş altı ve 55 yaş üstü daha sıklıkla görülen beyin kanserlerine, beyaz ırkta ve erkeklerde daha çok rastlanır.

Beyin Tümörü Tedavisinde Kullanılabilecek Bitkiler

Bir çok kanser türünde olduğu gibi bu tedavide brokoli bitkisinden yararlanılabilir;brokoli içerdiği bileşenler ile kanser hücrelerini öldürdüğü bilinmektedir.Bitkisinin kedisini bolca tüketebilirsiniz yada hazır olan Brokoli Kapsülleri satın alabilirsiniz.

Brokoli filizinde yoğun olarak bulunan, antikanser özellik taşıyan doğal bileşenlerin başında gelen sulforafan isimli maddenin, kanserden korunmaya ve tedaviye yardımcı olabileceğine dair son yıllarda birçok bilimsel çalışma yayımlandığını söyledi.

Biliminsanları brokoli ve benzeri sebzelerin anti-kanser özelliğinin nasıl çalıştığı konusunda önemli gelişmeler kaydettiler. Bu sebzelerde bulunan belirli bir maddenin, kanser oluşumuna yol açan kusurlu geni engellediği ilk defa belirlendi.

Kanserin tedavisi ve önlenmesine önemli katkılar sağlayacağı belirtilen çalışma, ACS’nin (American Chemical Society) “Journal of Medicinal Chemistry” adlı dergisinin şubat sayısında yayımlandı.
Gerogetown Üniversitesi Tıp Merkezi Onkoloji bölümünde görev yapan Prof. Chung ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen önceki çalışmalarda brokoli, karnabahar ve tere gibi bitkilerde bulunan izotiyosiyanatların (ITC), kanserli hücrelerin büyümesini durdurduğu belirlenmiş idi. Ancak, kanserle savaşta anahtar rol oynayabilecek bu mekanizmanın nasıl çalıştığı tam olarak bilinmiyordu.

İlk defa 1979 yılında tanımlanan p53 geni çok hücreli canlılarda hayati bir önem taşıyor. Genlerin koruyucu meleği olarak da tanımlanan bu protein, tümör baskılayıcı özelliği ile biliniyor. Mutasyona ya da kimyasallar, radyasyon ve virütik nedenlerle hasara uğradığında  bu özelliği ortadan kalkıyor ve hücre anormal bir şekilde büyümeye başlıyor. İnsanlardaki kanserli hücrelerin yarısında bu özellik, yani mutasyona uğramış p53 geni görülüyor.
Raporda belirtildiğine göre, ITC’ler tam bu noktada devreye giriyor. Çalışmaya katılan bilim insanları doğal ITC’lerin hasarlı ve hasarsız p53 geni bulunan akciğer, göğüs ve kolon kanserli hücreler üzerindeki etkilerini incelediler. Bulgulara göre, ITC’ler normal p53 proteinleri üzerinde bir etki göstermezken, hasarlı p53 proteinlerini hücreden uzaklaştırıyor. BuBeyin Tümörünün Tedavisi sonuç, doğal ya da sentetik ITC’lerle hazırlanmış ilaçların kanserle savaşta ve kanserin önlenmesinde önemli kazanımlar getirebileceği şeklinde yorumlanıyor.

Her beyin tümörü kanser değildir. Beyin tümörleri iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) olabilirler.Kafa içi tümör dendiğinde, anatomik ve klinik açıdan kafatası boşluğunun içinde gelişen ve beyin dokusuna yerleşen ya da beyne dışarıdan baskı uygulayan bütün kütleler anlaşılır. Bunlar hem dar anlamda tümörleri (neoplaziler), hem granülomları (tüberkülom, gom), hem de asalak kistleri içerir. Kafaiçi tümörleri sinir dokusunun kendi unsurlarından ve bu doku dışındaki unsurlardan (damar ve beyin zarı tümörleri) kaynaklanabilir. Başka organlardaki tümörlerin (sarkom, karsi-nom) yayılımıyla oluşan odaklar da sık görülür. Sinir dokusundan kaynaklanan tümörler,hücre tipine ve olgunluk derecesine göre büyük bir çeşitlilik gösterir.

Beyin Tümörü Nedenleri

Kafaiçi tümörleri iki tür belirtiye neden olur. Birinci gruptakiler genel belirtiler olarak adlandırılır. Bunlar, yerleşimleri neresi olursa olsun bütün kafaiçi tümörleri açısından ortak belirtilerdir. İkinci grup belirtiler ise tümörün yerleşimine bağlıdır. Bu belirtiler tümörün yıkıma uğrattığı beyin bölümlerinin saptanmasında yararlı olurlar. Bunlar tümörün beyindeki yerleşiminin belirlenmesine yardımcı olduklarından yerleşim belirtileri olarak adlandırılır.

Beyin tümörünün kesin tanısı, iki tür belirti birlikte görüldüğünde konabilir; ama bir grup ötekinden daha belirgin olabilir. Bazı olgularda genel belirtiler uzun süre görülmeyebilir; bunlar ancak tümör büyüdükten sonra ortaya çıkarlar. Beynin kabuk (korteks) bölümü gibi baskıya ve zedelenmelere çok duyarlı bölgelerine yerleşen tümörlerde bu özellik görülür. Bazı olgularda ise yalnız genel belirtiler tabloya egemendir; yerleşim belirtileri ya çok hafiftir ya da hiç görülmez.

 

Bunlar ancak dikkatli, sabırlı ve ayrıntılı incelemelerle saptanabilir. Bu olgularda tümör tanısı genel belirtilerin özellikleri, şiddeti ve hastalığın seyri dikkate alınarak konur; tümörün yerleşiminin klinik tanısı, yerel belirtiler saptanamadığı durumlarda yaklaşık olarak yapılabilir. Alın ve sağ şakak loblan eskiden beynin “sessiz bölge”si kabul edilirdi. Bunun nedeni bu bölgelerin, yankafa ve artkafa loblan gibi hareket ya da duyu işlevlerinin merkezi olmamalarıdır.

Dolayısıyla tümörün bu bölgelere baskısı uzun süre belirtisiz seyredebilir. sinir sistemi muayenesi temelinde tümör tanısı sağlayan yöntemlerin geliştirilmesiyle, “sessiz bölge” tümörlerinin de yerlerini az çok belli eden belirtiler verdikleri kanıtlanmıştır.” Zihinsel uyuşukluk gibi ruhsal kökenli genel belirtilerin, yerleşim belirtilerini maskelemesi tanıyı güçleştirebilir.

Başka bir deyişle, bilinci bulanık durumda olan hasta, hekimle yeterli işbirliği yapamaz ve çok hassas olan bu belirtilerin yakalanması olanaksızlaşır.Yerleşim belirtileri, her zaman tümörün yerleştiği bölgeyi doğrudan göstermeyebilir. Tümör yakınındaki bir beyin alanına baskı yaparak bu bölgeye bağlı belirtilerin öne çıkmasına neden olabilir.

Ayrıca birincil olarak tuttuğu alanın uzak bölgelerle ilişkisini sağlayan birleştirici lifleri keserek bununla ilgili belirtilere neden olabilir (en bilinen örneği alın lobu tümörlerinde, beyincik lezyonlarmm tipik belirtilerinin görülmesidir). Tümör kafa sinirlerine uzaktan baskı yapabilir. Örneğin, şakak lobu tümörleri aşağı doğru baskı yaparak beyin sapını ye buradan çıkan kafa sinirlerini etkileyebilir. Tabloya tümörün bulunduğu beyin yarıküresinin ileri derecede ödemli olması da eklenir. Sonuç olarak, beyin tümörlerinin yerel belirtileri, yalnızca tümörün geliştiği bölgenin tutulmasının doğrudan yansıması değil, aynı zamanda uzak etkilerin de bir sonucudur.

Genel Belirtiler:Bu belirtiler kafaiçi basınç artmasına bağlıdır; gerek tümör kütlesinden, gerek beyin-omurilik sıvısı dolaşımındaki bozukluklardan kaynaklanırlar. Aynı belirtiler, beyin-omurilik sıvısının aşın üretimine ve sıvı akımının engellenmesine (tıkayıcı hidrosefali [beyin karıncıklarında aşın beyin-omurilik sıvısı birikmesi]) bağlı olarak kafaiçi basınç artmasının söz konusu olduğu hastalıklarda da görülür. Bu belirtilerin hepsine birden kafaiçi basınç artışı sendromu (KİBAS) adı verilir. Genel belirtilerin en önemlileri baş ağrısı, kusma ve papilla (kör nokta) stazıdır. Bunlara daha seyrek görülen ama oldukça anlamlı olan zihinsel uyuşukluk, uykuya eğilim ve nabız azalmasını da eklemek gerekir.

İyi huylu (benign) beyin tümörlerinde kanserli hücre bulunmaz:
Genellikle ameliyatla alınır ve çok nadiren tekrarlarlar.Benign beyin tümörlerinin sınırları ve kenarları net olarak görünürdür. Çevrelerindeki sağlıklı dokulara sıçramaz ve vücudun diğer yerlerine yayılmazlar. Fakat bu durum, benign tümörlerin tümüyle zararsız olduğu anlamına gelmez. Benign tümörler bazen, beynin hassas bölgelerine baskı yaparak ciddi sağlık problemlerine sebep olabilirler.Vücudun diğer bölgelerindeki benign tümörlerden farklı olarak beyindeki benign tümörler, zaman zaman hayati tehlikeye sebep olabilirler.
Çok nadir olarak, benign beyin tümörleri, zamanla malign tümöre dönüşebilir.

Kötü huylu (malign, habis) beyin tümörlerinde kanserli hücreler bulunur:
Malign beyin tümörleri genellikle daha tehlikeli olup, çoğunlukla ciddi hayati tehlike oluştururlar.Malign tümörler hızla büyüyerek, çevrelerindeki sağlıklı dokulara yayılma eğilimindedirler.Nadiren kanser hücreleri malign beyin tümöründen ayrılarak beynin diğer bölgelerine, omur iliğe, hatta vücudun diğer yerlerine yayılabilirler. Kanserli hücrelerin bu şekilde yayılmasına metastaz denir.Kimi vakalarda, malign tümörler sağlıklı dokulara sıçramaz ya da yayılmazlar. Tümör, bir doku tabakası, kafatası kemiği, ya da kafadaki başka bir yapının içinde sınırlanarak, mahsur kalabilir; bu tip tümörlere “enkapsüle tümör” denir.

Tümörlerin Sınıflandırılması
Beyin tümörleri düşükten yükseğe doğru, derecelerine göre sınıflandırılırlar (birinci dereceden, dördüncü dereceye kadar).  Bir tümörün derecesi, kanserli hücrelerin mikroskop altında nasıl göründüğüne işaret eder.  Yüksek dereceli tümörlerin hücreleri, düşük olanlarına göre daha normal dışı görünür ve genellikle daha hızlı büyürler.

Birincil Beyin Tümörleri
Beyin dokusunda oluşmaya başlayan tümörlere birincil beyin tümörü denir. Birincil beyin tümörleri, çıktıkları hücrelere ya da beyin bölgesine göre sınıflandırılırlar.

İkincil Beyin Tümörleri
Kanser başlangıç yerinden vücudun diğer bölgelerine yayıldığında, sonradan oluşan tümör, birincil tümörle aynı çeşit anormal hücre özellikleri taşır. Vücudun diğer parçalarından çıkarak beyine yayılan kanser, birincil beyin tümöründen farklıdır ve buna  ikincil beyin tümörü denir.

Tedavi

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir. İster iyi huylu, ister kötü huylu olsun, tüm tümörler cerrahi olarak tedavi edilirler. Ancak bazı durumlarda cerrahi uygulamak mümkün olmayabilir. Şayet tümör beynin çok hassas olan bazı hayati bölgelerine yerleşmişse bu bölgelere dokunmak hayati tehlike yarattığından tümör yerinde bırakılabilir. Bu durumda sadece ışın tedavisi ve ilaç tedavisi (kemoterapi) uygulaması yapılabilir.

Vücudun diğer bölümlerinde oluşan daha sonra beyine sıçrayan tümörlere, metastaz denilmektedir. Özellikle akciğer kanseri beyine yayılabilir ve kötü huylu tümörlerdendir. Cerrahi müdahale yapılsa bile sonuçlar yüz güldürücü değildir. Hatta bazı vakalarda birkaç tane odak halinde yayılma varsa cerrahi bile uygulanmayabilir. Hasta kemoterapi ve ışın tedavisine alınır.

Genellikle cerrahi olarak tümörün çıkarılması, beyin tümörlerinin neredeyse tamamı için ilk seçenek olarak düşünülmektedir. Az bir kısmında ise komplikasyon oranının yüksek olması nedeniyle kısmi çıkarım ya da radyoterapi ve takip önerilmektedir. Özellikle yüksek evreli glial tümörlerde tanı biyopsi ile kesinleştikten sonra tümör çıkarımı yerine radyo-cerrahi ya da kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanabilir. Beyin sapı yerleşimli benin lezyonların bir kısmı cerrahi olarak çıkarılabilir, bir kısmında ise radyo-cerrahi (Gamma knife, linear accelator=linac) uygulanabilir. Kısaca tümörün malinite derecesi ve yerleşim yeri, hastanın yaşı, genel durumu ve ek sistemik problemlerin varlığı, cerrahi karar vermeyi ve cerrahi olarak tümör çıkarımının sınırlarını belirler.

Özetle; günümüzde beyin tümörlerinin tedavisinde genel olarak tümörün patolojik tanısına göre cerrahi, radyoterapi (ışın tedavisi), radyo-cerrahi ve kemoterapi (ilaç tedavisi) yöntemleri ayrı ayrı ya da birleşik olarak kullanılmaktadır.

16 total views, 1 views today

Yazar:

- admin 1681 Yazı Gönderdi Bitkisel Tedavisi.


Yazara Ulaşın

Yorum Yazın

Bitkisel Tedavileri Hakkında

Sitemizde Yer Alan Bilgiler bilimsel veri niteliğinde değildir.Bu nedenle uygulamadan önce doktorunuzla yada bir sağlık uzmanı ile görüşmeniz önerilir.Bitkisel kür yada önerilerle ilgili uygulamalar hakkında sitemiz bir sorumluluk kabul etmez. Site Haritası için tıklayınız Sitemiz Kullanan Kişiler İçin Uyguladığımız Gizlilik Politikaları

İlgili Linkler